ASTARTE… AŞK, SEKS VE VENÜS
Yazı: LİRİAN
2 - Seks Tapınakları, Zeus, Musa, Köpekler, Çakallar, Kediler

Astarte, aşk ve bereket tanrıçasıydı. Tıpkı İnanna ve İştar'ın tapınaklarında olduğu gibi (örneğin İnanna’nın başlıca tapım merkezi Uruk’taki Eanna Tapınağı)
Astarte tapınaklarında da kutsal fahişelik yapılırdı. Tyre, Sidon ve Kartaca gibi şehirlerde bu tür ritüellerin izleri bulunmuştur.
Astarte ve İştar rahibeleri (ki, hepsi seçkin ailelerin, özel yetiştirilmiş kızlarıydı) tanrıçaya adanmış olarak tapınakta yaşar, cinsel ritüellere katılır, ritüel dansçılığı yapar ve geliri tapınakta kalmak üzere tapınak fahişesi olarak hizmet verirlerdi.
[O dönemlerde biz çağdaşların anlayamayacağı yapıda bir kadın-erkek eşitliği vardı. Kadınlar, erkekler tarafından ezilmemek için erkeklerle -erkeklerin kimliğine uygun konularda- yarışmak zorunda kalmazlardı. Kadınlara -en klasik anlamı ile- kadın oldukları için (bu model günümüzde dışlanabilir de) saygı duyulurdu. Bu nedenle eskinin "tapınak fahişeliği" kavramını modern çağın fahişeliği olarak algılamak büyük yanlış olacaktır.
]
Kutsal fahişeler arasında erkekler (fahişe-rahipler) de bulunurdu, onlara "kutsanmış olanlar" anlamında qedeshim, kadınsı olanlara (ki, onlara antik transseksüeller olarak gören araştırmacılar var) gala denirdi.
Yıl ortalama İÖ. 2000'di.
Galalar giderek din olarak "sistemleşti". İÖ 6.-8. yüzyılda, Frigya'da (Anadolu'muzda) Kibele dini ortaya çıktı, bu dinin din merkezi Pessinus'taki (Eskişehir, Sivrihisar ilçesinin Ballıhisar köyü) tüm başrahipler ve din adamları sadece dans ederek tapınacak ve kural olarak kadın elbisesi giyip, kadın takıları takacaklardı.
Fahişe rahip ve rahibelerin cinsellik alanındaki uygulamaları tabusuz ve kısıtlamasızdı.
Sarah Dening, The Mythology of Sex
Çıkarılan tabletlerde anal seksin tabu olarak nitelendiğini gösterecek hiçbir iz yoktur. “Entu-rahibeleri” hamileliği önlemek için tapınaklarda zaman zaman bu yolu da denemişlerdir. Cinsel ilişki, oluştuğu günden beri evreni yöneten tanrısal yasalardan sayıldığı için, homoseksüellik de kutsal sayılırdı. Önemli olan cinselliği hissetmekti. Bu nedenle masturbasyon da teşvik edilirdi. Öyle ki, tek başına yaşanan cinsellik sürecinde erkekler kolay ereksiyon olsun diye -puru yağı- denen bir madde kullanılırdı. Bilim adamları bu yağın son derece uyarıcı olan manyetik özelliği olan demir zerrecikleri ihtiva etmekte olduğuna inanmaktalar.
Hepsi bu kadar değil. Baharın geldiği gün olduğuna inanılan 21 Mart günü baş rahibe ile ülke kralı kutsal birleşme yaşarlardı. Bu olaya "Kutsal Evlilik Ritüeli" Hieros Gamos adı verilirdi. Bu ilişkinin amacı, toprağın bereketini ve halkın refahını sağlamaktı; çünkü bir "can" var etmenin yegane yolu olan seks, mantık gereği, bereket verici (doğayı da dölleyici) bir unsur olarak görülürdü.
Zamanla Zeus ortaya çıktı… çünkü yaygın enerji negativiteye kaymaktaydı. Bunun nedeni bazı erkeklerin (lütfen erkekleri genellemeyelim) savaşçılık (hatta rekabet ve liderlik) özlemleri yüzünden negativitenin envokasyonuydu belki de.
Önce Yahudilik doğdu; Musa ve "Irmaklarından sütler akan diyar" vaadi ile yerlerinden çıkarılan senelik göçer işçiler, 40 yıl boyunca bu şekilde tapınan krallıklara saldırdılar… başarmadılar. Ama bayrağı Musa'dan alan Yeşu, Kenan diyarı denen topraklardaki şehir devletlerini ele geçirdi. Büyük bir kıyım (özellikle Jericho/Eriha'da) gerçekleştirdi. (Musevi arkadaşlara bakış açımız için lütfen tıklayın!)
Toprak bulmanın 200 yıl kadar sonrasında İsrail krallığı kuruldu. Ama bundan ortalama 100 yıl sonra krallık çekişmeler sonucu İsrail ve Yahuda olarak ikiye ayrıldı. Bu krallıklarda yüzyıllarca paganizme dönen krallar oldu… ama her seferinde YHVH halkı büyük zorlamalarla (ki, bu zorlamalar Tevrat'ta YHVH'in yıldırımlar yollaması olarak anlatılır) Yahudiliğe geri döndürdü. Söz konusu gerçekler Tevrat'da (Eski Ahit'te) sayfalar boyunca -olumsuz bakış açısı ile- anlatılmaktadır.
(Yıldırımlar ve baş tanrılar hakkında detaylı bilgi için
ŞEYTAN'IN KILICI: YILDIRIM VE KOZMİK BÖLÜNME - 2. bölüm: Yıldırımlı Baş Tanrılar Ve Kozmik Bölünme
linkini ziyaret edebilirsiniz.)
Değişim çoktan start almıştı.
Örneğin erkek fahişelere -onları aşağılamak için- keleb (köpek) denmeye başlandı.
Köpek, ataerkide en sevilmeyen hayvanlardandır; ataerkil kültürümüzde köpeği (diğer uğurlu hayvanlar olan eşek ve çakal benzeri) küfür olarak kullanmak yaygındır.
Anaerkide ise köpek tıpkı kurtlar gibi kutsaldır; çünkü sürü halinde gezmeyi sever; insana bağlıdır. Genelde hayvan avlayıp yemez. Köpek (enerjisi), dinlerde Cennet olarak nitelenen pozitif evrenle ilgilidir. Bu bilgi de ataerkil Yunan mitolojisine "Cehennemin kapısındaki köpek Kerberos" olarak -çarpıtılarak- geçmiştir.
Çakallar da sürü yatkınlığındadırlar. Eşleriyle birlikte uzun süreli bağ kurar ve birlikte avlanırlar. Erkek çakal dişisi ölünce yavruları yediklerini kusarak -bir anne gibi- besler.
Kedi ise yalnızdır. Grup oluşumuna uzaktır. Yemeğini verene değil, yemeğini bulduğu yere bağlıdır. Erkeğin cinsel organında dikenler bulunduğu için cinsel ilişki dişiye acı verir. Avını yakalayınca (boğa güreşlerindeki gibi) üzün süre acı çektirir, sonra yer.
Hz. Muhammed'in seccadesini kediyi rahatsız edip olumsuz radyasyonların yayılmaması için kesmiş olduğuna inanmaktayız.
Bu yapı, kedilerin sevilmeyeceği değil, bilakis, sevilerek, negativitelerinden arındırılmaları gerektiğini gösterir. Ayrıca bir zamanlar 18 kedisi alan bir hayvan sever olarak, gözlemlerime dayanan bir inancımdan söz edeyim: 22 sene yaşamış olan kedim Mephistopheles ve bir diğer kedim Verushka, köpeklerimde gördüğüm sadakat, sevgi, özveri ve bağlılığı sergilemişlerdir.