top of page

ŞAİVİZM İLE MÜSLÜMANLIK ARASINDA ÇARPICI BENZERLİKLER

Yazı: LİRİAN

1 - Tanrıların Yansımalarından Tek Gerçeğe: Şaivizm ve Müslümanlıkta Yaratıcıya Dair Felsefi Bir Yolculuk

DİKKAT! Aşağıdaki yazıda yer alan düşünceler çeşitli araştırmacıların ve bizlerin inançlarını yansıtsa da, mutlak doğru oldukları hakkında bir iddiamız bulunmamaktadır.

 

Bu bölüme dek Şiva ve Nataraja adlı dizi yazılarımda  tanıtmaya çalıştığım Şiva (ki, onu hem bir tanrı olarak, hem de dansı aracılığı ile anlattım) kimi araştırmacılara göre mutlak iyi yaratıcının (ki, mutlak iyi yaratıcı Müslümanlık dininde Allah adını alır) ilksel halidir.

 

Bizler bu düşünceyi temelde kabul etsek de, gerçeğe farklı bir aspektten bakmaktayız. Bizlere göre Şiva, Allah değildir; ya da Allah, Şiva değildir. Ancak Allah, Şiva'nın en modern, en kapsamlı, gerçek halidir. Allah son görünümdür; batılı ve Hindu araştırmacıların iddiasında yer aldığı gibi bir çeşit ikiz ya da türev değildir.

 

Sözlerim tabidir ki tartışmaya son derece açıktır; ancak ortadaki yadsınamaz gerçek Müslümanlık ve Şaivizm arasında benzerlikler olduğudur. Bu yazıda Şaivizm ve Müslümanlığı çarpıcı benzerliklerini (benzersiz güzelliklerini) anlatmaya çalışacağım.

 

Pek çok kişide şaşkınlık var edecek yukarıdaki düşüncenin doğruluğu hakkına sunulabilecek ilk argüman İslam dininde mutlak yaratıcı olarak tapınılan Allah'ın İS 610 yılından önce neden ortada olmadığı şeklindeki cevapsız kalan sorusudur. Allah (yani hatalı bir ortam olan makrokozmos gerisindeki tüm muhteşem gerçekliğin hem kendi, hem var edicisi) neden  insanları İS 610 yılına dek öğretisinden mahrum bırakmıştır? Daha yalın, hatta arabesk bir görüşle "Neden bizleri kötülüğün ellerine terk etmiştir?" Böyle bir durum tabidir ki söz konusu olamaz.

 

İnsan beyin yapısının kavrayamayacağı ölçüdeki iyi ve güzel Yaratıcı, Müslümanlıkta Allah, çeşitli inançtaki her pozitif yaratıcı tanrının tam da kendisidir.

 

İnsanlar onun benzersiz iyiliğini, vericiliğini, koruyuculuğunu, besleyiciliğini ve şefkatini topyekun olarak (bir kül olarak) sadece canlıların dişisinde, ve de dişinin anne sürecindeki kimliğinde izledikleri için ona  Ana Tanrıça demişlerdir.

 

Kimi uygarlıklarda ise söz konusu iyilik, inancı var eden insanların beyin yapısına (var ettikleri kültüre) göre  Baba Tanrı olarak tezahür etmiş, dine bu şekilde yansıtılmıştır.

 

Oysa enginlikleri var eden Yaratıcının -önceleri sınırsız sanılan, ama modern bilime göre sonu olduğu anlaşılan-  makrokozmosun bir köşesindeki mütevazi bir galaksinin kendi halindeki bir  gezegeninde yer alan canlılardan bir bölümünün cinsiyetini taşıdığı düşüncesi anlamsızdır.

 

İnsan bilinci gelişip modern insan denen düzeye geldiğinde Yaratıcı kendi ile tüm canlıların, cansızların aslında YEKPARE olduğunu anlatan (vahdet-i vücut) din olan Müslümanlığı bir insanın bilincine aktarmış ve gerçekleri anlatmaya koyulmuştur. Yaratıcıyı önceki gibi farklı kimliklerde (farklı tanrılar olarak) kabul etmek, BÖLMEK manasında olduğu için, yekpareliği algılamaya engeldir. Putlar denilen önceki yansımaların artık geride bırakılıp, onların gerçeğine ilerlemek gerektiği anlatılmıştır.

 

Şiva, Yaratıcının en ilksel, en saf ve en yalın halidir.

 

Ancak Şaivizmde felsefi yan kimi zaman karmaşık, kimi zaman eksiktir. İyiliğin (makrokozmik tutsaklıktan kurtulma/kaçma yolunun) ne olduğu, ona nasıl varılacağı anlatımı doğrudur, ama kimi yerde gereksiz ve kafa karıştırıcı mitlerle anlatılmış, kimi yerde ise gerektiği kadar anlaşılır biçimde detaylandırılmamıştır.

 

Müslümanlığın var olmasıyla ise artık kurtuluş için, makrodan (Şeytanın "da" var olduğu yerden) kaçabilmek için gereken bilgiler, yani iyiliğe ulaşma metodu, açıkça anlatılmıştır. Sunum son derece basittir. Gerekli öz bilgi kolay anlaşılır şekilde, mitlere gerek duyulmadan izah edilmekte, kimi zaman ise "gereklilikler" olarak küçük paketlerde sunulmaktadır. Örneğin fitre ve zekat bu gerçeğin önemli örneklerindendir. Kısaca bizlere göre, paylaşmanın (bölünmüşlüğü bütünlemenin, daha "tam" bir paralel evrene atlamanın) en vurgulandığı din Müslümanlıktır. Şaivizmde bile gerekli pratikler yeterince açık değildir.

 

Gelecek bölümlerde olağan insanca fark edilmeyen, ama araştırmacıların gün-be-gün ortaya çıkartmakta oldukları Müslümanlık ve Şaivizm arasındaki  benzerlikleri (güzellikleri) anlatacağım. Eğer inançsızsanız umarım yazılarımı  okur ve Müslümanlığa (ya da Şaivizme) bir şans verirsiniz.

 

Hemen eklememe izin verin: İslam olarak tanıdığınız ve belki de fazla sempati duymadığınız din, zaman içinde İsrailiyat'ın sızıntıları ile biraz farklılaşmış bir versiyondur. Örneğin uzun etekler ve kule şeklinde şapkalarla dans eden Kibele'nin papazları Galli'ler, SADECE Müslümanlığa semazenler olarak yansımış olsalar da, Şeyhülislam Ebu Suut Efendi, onların semaya ulaştıkları yerde namaza durulamayacağı fetvasını verebilmiştir.

 

Ricam yazıları -öncel  olumsuz düşüncelerinizi biraz arka cebe alarak- tarafsızca okumanız. Eğer  Şiva hakkındaki iki dizi yazımı baştan beri okuyarak Şiva'ya yakınlık duyan bir kişiyseniz, bu dizi yazımla belki de onun Hindistan'da (yani bizlere uzak bir kültürde) değil,  yanı başınızda olduğunu  görebileceksiniz.

©2024 by Pagan Dancer Team 

bottom of page