HADIM ve ANDROJEN SEKS TANRISI: ŞİVA
Yazı: LİRİAN
5 - MAVİ TENLİ TANRI ŞİVA: IŞIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE EVRENİN BÖLÜNMESİ

Şiva purana'da Şiva'nın koruyuculuğu hakkında bir diğer anlatım vardır; bu anlatım Şiva'nın renginin neden mavi olduğunun da açıklamasıdır.
Mite göre tanrılar (Devalar) ve şeytanlar (Asuralar) ölümsüzlük iksiri Amritayı elde etmek için süt okyanusunu çalkalar. Ama çalkalama sırasında ölümcül zehir halahala ortaya çıkar. Bu zehir tüm evreni yok edecek kadar güçlüdür. Tanrılar korkuyla Şiva’ya sığınırlar. Şiva, evreni kurtarmak için zehri içerek boğazında tutar. Bu yüzden boğazı maviye döner ve Nilakanta (Mavi Boğazlı) adını alır.
Zehir etkisiz hale geldikten sonra çalkalama devam eder ve sonunda Amrita ortaya çıkar. Tanrılar ölümlü olmaktan kurtulurlar.
Anaerkil paganizmde kast sistemini kuran ve öncel anaerkil sistemi Vedizmle yıkan bu inançta tanrılar dost görülmezler. Onlar makrokozmos adlı parçalanmış evrenin yöneticisidirler. Bu ortamdaki negatif enerji ile güçlenmektedirler. Bilimsel açıdan bakarsak serbest radikaller gibi bölen (bölerek var olan) yapılardır. Böldükçe enerji kazanırlar; okültik jargona göre "bölerek beslenirler".
"Ölümsüzlük" olarak ifade edilen kavram bu bölünmüş düzenin sürmesidir. Söz konusu devamlılık, bölenlerin sürekli beslenmesi manasındadır. Anılan düzen, takyon evrenine (dünyasal zorlukların sıfırlandığı parçacıkların var olduğu evrene, ki oraya geçmemizi engelleyen YHVH'in var ettiği ışık hızıdır) geçmeye engeldir. Önceki bölümde anlattığım gibi Şiva, söz konusu sürekliliğe karşı çıktığı için yıkıcı olarak nitelenmektedir.
Okyanus ise öncel evrendir.
Yeniden Şiva'nın mavi rengi mitine dönelim: Bu mitin adı Samudra Manthan'dır ve “Okyanusun Çalkalanması” olarak bilinir.
Samudra okyanus demektir ve Tevrat (Eski Ahit) dahil pek çok disiplin ve inançta okyanus önceki evrendir. Örneğin Tevrat'ta tehom olarak geçer ve dilimize "engin deniz" olarak çevrilmiştir.
Okyanusu çalkalamak için kullanılan unsur, yılan Vasuki’dir. Yılan tutsak edilir ve bir başını tanrılar, diğerini şeytanlar tutup okyanusu çalkalarlar. Zehir, çalkalama sırasında Vasuki’nin ağzından çıkar.
Yılanlar, ejderler olarak öncel evrenin varlıkları, ya da enerjileridir. (Ejder kimliklerinin Yunan mitolojisindeki örneği ejder Typhon ve eşidir. Zeus tarafından yenilir ve yerin altına gömülür. Gömüldüğü yer ise Anadolu'muzdadır.)
Söz konusu mit ise önceki evrenden makrokozmosun BÖLÜNEREK var edilmesinin anlatımıdır; çünkü Samudra Manthan’ı (denizin çalkalanmasını) başlatıcı, diğerlerini ikna edici tanrı Indra'dır.
Indra; tıpkı Zeus, Odin ve Marduk gibi "yer ve göğü ayıran" tanrıdır.
Rigveda’da Indra, gökleri ve yeri birbirinden ayırarak evrenin düzenini kuran tanrı olarak övülür. Başlangıçta yer ve gök birbirine sıkıca bağlıdır. Indra, şimşek silahı vajra ile bu bağı koparır. Böylece gök yükselir, yer aşağıda kalır ve evren bölünerek makrokozmos meydana gelmiş olur.
Rigveda'da şöyle yazar: "Bu ayrım sayesinde ışık ortaya çıkar."
Rigveda 1.6.1
Indra, ışığın arabasıyla gök ve yeri ayırdı; karanlığı dağıttı.
Rigveda 2.12.7
O, gökleri ve yeri ayırdı, ışığı ortaya çıkardı.
Rigveda 4.17
Indra, gökleri ve yeri ayırarak ışığı açığa çıkardı.
Özetle, Şiva ve yılan ise bölünmeyi (ki, böylece Büyük Yırtılma gerçekleşmemiştir) engelleyen tanrılardır. Yılan, yani Vasuki, bu yüzden Şiva'nın betimlemelerinde daima Şiva'nın boynundadır.
[Dipnot
Yahveh,
Yaratılış 1:4-5de "ışığı karanlıktan ayırarak" gece ve gündüzü var eder.
Allah ise,
Zümer 5'de "gündüzü gecenin üzerine sarar"
Fatır 13'de ve Lokman 29'da "gündüzü de geceye bağlayıp-birbirine katar" .
Yahveh;
Yaratılış 1:6-7'de suları, toprağı ve gök kubbeyi birbirinden ayırır.
Allah,
Fussilet 11'de "yer ve göğe 'bir araya gelin' demektedir.
]