GORGON MEDUSA: KADIN VE YILAN DÜÅžMANLIÄžININ ZİRVESİNDEKİ MASAL
Yazı: LİRİAN
Åživa hakkındaki makalelerimin ikinci ayağı olan ŞİVA'NIN KOZMİK DANSI: İLAHİ KURTULUÅž adlı dizi yazımda Åživa'nın kutsal dansının detaylarını anlatmaktayım. Dans bir heykelle özetlenmiÅŸtir. Heykelde Åživa'nın uzun ve gür saçları vurgulanır. Ayrıca Åživa'nın boynunda kutsal yılan vardır ve bu yılan kimi anlatımda saçlarına yuva yapmış veya karışmıştır.
Söz konusu betimleme Yunan mitolojisinde aynen iÅŸlenir. Medusa miti ile…


Medusa
Saçlarında yılanlarla Åživa
Büyük görmek için tıklayın
Özgün mit, yani insan bilincine yansımış gerçekler/bilgiler, ataerkil mitograflarca baÅŸtan yazıldığı için Greklere göre Medusa -saçları yılanlar olan- korkunç bir diÅŸi canavardır. Bakışları ile insanları taÅŸa çevirir. Ancak bir kadın ya da çocuÄŸu taÅŸa çevirdiÄŸi hakkında hiç bir mit yoktur. Dolaylı mesaj, erkekleri taÅŸa çevirdiÄŸi ÅŸeklindedir.
​
Medusa hakkındaki ürkütücü bilgilere raÄŸmen gerçekler her zamanki gibi mitlerin satır aralarından sızarak dikkatle bakanlara eriÅŸmiÅŸtir.
Medusa olarak iÅŸlenen kimlik, öncel evrenin soylarındandır.
Hesodos, Theogonia 274
Gorgo’ları doÄŸuran Keto’dur
ünü büyük Okeanos’un ötesinde,
geceyle gündüzün sınırlarında otururlar
ince sesli Batı Kızları’nın yurdunda;
Sthenno, Euryale, ve bahtsız Medusa;
Keto, deniz canavarlarının tanrıçası/lideri olan bir tanrıçadır. Bu "deniz canavarları" ejderler gibi öncel evrenin pozitif canlılarıdır.
​
Keto'nun kızlarından biri Ekhidna'dır. Belden aÅŸağısı yılandır. Yine belden aÅŸağısı yılan olan kocası Typhon ise -karısı Ekhidna ile- Zeus'a baÅŸ kaldırıp, evrenin yönetimini onun elinden almaya çalışmış bir kimliktir. Mitlerin anlattığına göre öncel ve korkunç bir kozmik savaÅŸta yenilmiÅŸ... Anadolu'ya gömülmüÅŸtür.
Anlatılmaya çalışılan, iki farklı evrenin savaşını (belki çarpışmasını) anlatan kozmolojik bir olaydır. Öncel evren (büyük olasılıkla takyon evreni, yanı ışık hızının olmadığı evren) detaylarını bilemediÄŸimiz bu olay sonrasında yerini negatif bir mekan olan makrokozmosa bırakmıştır.
​
Keto'nun bir diÄŸer oÄŸlu Ladon adlı ejderdir. Ladon, ölümsüzlüÄŸün olduÄŸu "Batı Kızlarının Bahçesi"nin koruyucusudur. Orada yiyene ölümsüzlük kazandıran elmalar veren bir aÄŸaç bulunmaktadır. Tevrat'taki "Cennet bahçesi ve alçak yılan" hikayesi buradan -ataerkilleÅŸtirilerek- uydurulmuÅŸtur.
​
Okeanos ötesi ise Tevrat'ın (Eski Ahit'in) Tehom'udur.
Medusa'yı daha iyi tanımak adına farklı bir konuya atlayalım.
​
Tıbbın babası Hipokrat değil Asklepios'tur.
Hipokrat ataerkil biridir. Bir bilim adamından çok astrologdur. Ayrıca isteriyi ilk tanımlayan ve "isteri" sözcüÄŸünü ilk kullanan kiÅŸidir. Hipokrat ve onun takipçilerine göre rahim "gezici"dir, beden içinde dolaşıp durur ve teorinin adı bu yüzen "The Wandering Uterus"tur. Tedavisi ise rahime zehirli gaz vermek, kadınlara acı iksirler içirmek kapsamındadır. Modern tıp adlı disiplinde ataerki etkisi ile doktorlar yeminlerini bu kiÅŸiyi yücelterk etmektedirler. ​
​
Hysteria, Witches, and The Wandering Uterus: A Brief History - Terri Kapsalis
Rahmin, meni için aç bir hayvan gibi vücutta dolaÅŸtığına inanılıyordu. Yanlış yöne saparsa ve boÄŸaza giderse boÄŸulma, öksürme veya ses kaybı olur, göÄŸüs kafesine sıkışırsa göÄŸüs aÄŸrısı veya nefes darlığı vb. yapabilirdi. Bir kadın vücuduna ait olan herhangi bir semptom, o gezinen uterusa atfedilebilirdi. Vajinal fümigasyonlar (zehirli gazların verilmesi), acı iksirler, balzamlar ve yünden yapılan peserler de dahil olmak üzere "tedaviler", o rahmi uygun yerine geri getirmek için kullanıldı.
​
Asklepios ise yılanlarla iyileÅŸtirmiÅŸtir. Bu yüzden heykellerinde asasına yılanlar sarılıdır. Yılan zehri günümüz modern eczacılığında geniÅŸ çaplı olarak kullanılmaktadır. Yahudilik ve Hıristiyanlık tarafından "ÅŸeytan" olarak nitelenen ve öncel evrenin pozitif canlıları olan ejderlerin kalıntıları olan yılanlar hem tıbbın, hem eczacılığın sembolüdür.
​​
(Yılanları gerçekleri ile tanımak için İYİLİĞİN KADİM KORUYUCULARI - 1 - Yılanların Gerçek Yüzü: Ürkek, Sakin, Dost Canlılar adlı yazıma baÅŸvurabilirsiniz.)
Asklepios'un baÅŸarısının gerisinde sadece otlar ve yılan deÄŸil, saçları yılan olan korkunç yaratık Gorgon Medusa’nın kanı da vardır. Medusa’nın bedeninin bir yanındaki damarlardan akan kan zehirken, diÄŸer yanındaki damarlardan ÅŸifa yeren bir kan akmaktadır. Athena, Asklepios'a -bakışları ile insanları taÅŸa çeviren- bu yaratığın kanından bir parça vermiÅŸ.
Pseudo-Apollodorus, Bibliotheca 3. 121
Asklepios bir cerrah olarak o kadar yetenek kazandı ki, sadece insanların hayatını kurtarmakla kalmadı, ama ölüleri de, Athena’dan aldığı Gorgon’un damarından alınmış bir miktar kan ile, canlandırdı, sol tarafın parçasını insanları yok etmek için, saÄŸ tarafından olanını ise insanları korumak -ölmüÅŸleri canlandırmak için- kullanıyordu.
Medusa ölümlüdür. İlk baÅŸlarda çok güzel bir kızken önce aseksüel ve annesiz olarak Zeus'un başından (beyninden) doÄŸan akıl tanrıçası Athena tarafından bir canavara dönüÅŸtürülmüÅŸ, ardından ataerkilliÄŸin kahramanlık sembollerinden Perseus tarafından öldürülmüÅŸtür.
​
Ovidius, Metamorfozlar IV:795
Sevenler bölüÅŸemiyordu güzelliÄŸi ile ünlü Medusa’yı, (...) bütün güzellikleri içinde saçları göze batardı. Gören biri anlatmıştı bunları. Kızlığını deniz tanrısı bozmuÅŸ derler, Minerva Tapınağında, utanmış Jüpiter’in kızı, çevirmiÅŸ başını, örtmüÅŸ kalkanıyla, o da karşılıksız kalmasın diye bu suç korkunç yılanlara dönüÅŸtürmüÅŸ Gorgo’nun saçlarını.
EÅŸ deyiÅŸle Athena, deniz tanrısının Medusa'ya kendi tapınağında tecavüz suçu karşılıksız kalmasın diye Medusa'nın saçlarını yılana, kendini canavara çevirmiÅŸtir.
Bu mitler tabidir ki özgün mitlerin ataerkil versiyonlarıdır.
Mitoloji SözlüÄŸü, Azra Erhat - Gorgolar
Sicilyalı Diodoros Gorgolar üzerine baÅŸka bir yorum verir: Gorgolar, Amazonlar gibi savaÅŸçı bir soymuÅŸ. Atlantlara yakın, uzak bir ülkede yaÅŸarlarmış.
​
Yukarıda mite göre Medusa'nın kanı bir yanındaki damardan ölüm, diÄŸer yanındakinden yaÅŸam vermekte olduÄŸundan söz ettim. Bu anlatımın dolaşım sistemini ifade etmekte, zehirli kanın atılıp, oksijen taşıya temiz kanın bedene yollanmasını anlatmaktadır.
​​
Ataerkillerin lanetlediÄŸi Medusa'nın canavara dönüÅŸtürülmeden önceki hayatında saçları olaÄŸanüstü güzelliÄŸiyle dikkat çekermiÅŸ. İşte bu saçlar lanetlenmiÅŸ ve -anaerkide kutsal bir hayvan olan- yılana döndürülmüÅŸtür. Bu mit, dikkatli bakanlara kimin dost, kimin düÅŸman olduÄŸu hakkında bilgiler vermektedir. Saçlar bir kadının cinselliÄŸi en güncel biçimde uyandırma aracı oldukları için (ve daha baÅŸka nedenle yüzünden) ataerkil inançların boy hedefi olagelmiÅŸlerdir.
​​
Bir de ilginç anekdot ekleyeyim.
Medusa, denizlerimizde de bolca bulunan bir canlının orijinal adıdır.
Ancak biz ona dilimizde "Deniz ANASI" demekteyiz!
Özgün ismini kullanacağımıza ona anaerkide iki kutsal kavramın "deniz" ve ana"nın adını veremiz, Türk insanının sezgilerinin gücünün kanıtıdır bence.
Unutmayalım ki gerçek anaerkil ülkeler kadına aşırı önem veren, saygı duyan, bu yüzden yaratıcı tanrıları tanrıça olan ülkeler deÄŸildir! Gerçek anaerki, bu yapıya EK OLARAK SOYUN DİŞİYİ İZLEDİĞİ, kadınların üstünlükten öte, benzersiz özgürlüklerle yaÅŸadıkları uygarlıklardır.
- Bu uygarlıkların en önemlisi olan Lidya imparatorluÄŸu Anadolu'dadır.
- Ana Tanrıça'nın en gerçek versiyonu olan Kibele ve onun iki erkek baÅŸrahip tarafından yönetilen yegane din devleti Anadolu'dadır.
- Zeus'un evrenine baÅŸkaldıran (büyük olasılıkla Takyon evreninin bir enerjisi ya da parçacığı olan) belden aÅŸağısı yılan Typhon ve karısı Ekhidna, Zeus tarafından öldürülünce Anadolu'ya gömülmüÅŸlerdir.
​
Anadolu (ve Trakya) batılıların elimizden almak için sürekli yayınlar yaptıkları gerçeklerin beÅŸiÄŸi, ocağı ve merkezi olmakla kalmaz; nice mitin haykırdığı gibi, pek çok gizin yer aldığı coÄŸrafyadır. Ne yazık ki günümüzde aydınlar ve araÅŸtırmacılar tarafından bu bilgi kaynakları "eskinin masalları" olarak görülmekte, Yunan mitolojisinin ataerkil doÄŸruları sorgulanmadan, sadece batıdan yansıdığı için baÅŸ tacı edilmekte... ve öÄŸretilmektedir. Bu yaklaşıma yıllar önce Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat karşı çıkmışlar... ÅŸöhret bulsalar da, izleyici, takipçi (Instagram takipçilerinden söz etmiyorum) bulamamışlardır.
​
Ülkemizde aydın olmak demek, sorgulamaksızın batıyı taklit etmek ve diÄŸerlerini "cahil" baÅŸlığı altında (hatta kimi zaman "zararlı" ÅŸeklinde algılayarak) hor görmek anlamına gelir.
Oysa "bilgi sever ve saygı duyar" olmak, öncelikle önüne itileni sorgulamakla ve farklı kiÅŸisel doÄŸrulara ulaÅŸmak ile ilgilidir. EÄŸer bu yaklaşım üstlenilse, aydınlar denen kesimin birbirine ikiz kardeÅŸ benzerliÄŸindeki görünümleri yerine marjinal kimlikler var olacak, Anadolu'nun (ve Trakya'nın) deÄŸeri bu topraklarda yaÅŸayan insanlarca ortaya dökülecek, aryan batı tarafından enjekte edilen doÄŸruların gücü azalacaktır. NE acıdır ki andığım bilgiler tarafımızdan yıllar yılıdır gömülmekte, batı yüceltilmektedir.
​