COŞKU ve ÖZGÜRLÜKLERİN TANRISI
1 - Mikrokozmik İyilik Alanları ve Gizemli Bir Tanrı
Yazı: LİRİAN
1 - Mikrokozmik İyilik Alanları Ve Gizemli Bir Tanrı
2 - Eski Dini Yok Etme Operasyonunun Masalla Kodlama Ayağı
3 - Pek Popüler, Ama Kötü Niyetli Bir Masal
4 - Örneklerle Uzmanların Vurgusu: Ana Tanrıça’dan Zeus’un Baldırına
5 - Fenike’den Girit’e Benzersiz Anaerki, Anneler, Eşler
6 - Keçiciğin Namuslularca Lanetlenmesi: Ve Doğdu Şeytan!
7 - Kozmik Okyanus ve Tevrat Tehom’dan Hindu Varaha’ya Evreni Bölenler
8 - Satürn ve Takyon Evreni'nin Sonu: Zeus’un Kozmik Zaferi
9 - Dionysos ile Şiva: Çılgınlık, Ekstazi ve Dansın İkiz Tanrıları
10 - Dionysos’un Dansı, Kibele (Anadolu) Kaynaklı Ekstazidir
11 - Maskülen Grek İlahlara Karşı Androjen Dionysos
12 - Dionysos’un Cezbesi Ve YHVH’nin Tehditleri: Eski Tanrıların Dansı, Yeni Dinlerin Şeytanı
13 - Dans Eden Tanrılardan, YHVH'e: Kadının Soyu, Tanrıların Öfkesi

Yazıma bazı önemli açıklamalarla başlayayım.
Tanrı sözcüğü bu metinde mikrokozmosta yer aldığına inandığımız bilinçli pozitif iyilik alanlarıdır. Dinsel inanca yakın olmayan, daha mantık temelli düşünmeyi tercih eden kişiler bu alanları bilinçsiz yapılar/enerjiler olarak görebilirler.
"İyilik" kelimesi ile ifade ettiğimiz içerik ise "İnsanların (tüm canlıların, hatta cansızların) psikolojik ve fizyolojik sağlığını, gelişimini, başarısını, mutluluğunu isteyen, bu kavramları var etmeyi hedef alan, böylesi bir yapıda olan" manasındadır.
Tüm bu alanları içine alan, onları aşan bir Yaratıcı vardır. O, hem tekliktir, hem de bütünlüktür.
İnsan dediğimiz yaşam formunun zihninin erişemeyeceği kadar derin bir iyilik ve güzelliktir. Ne tanımlanabilir, ne de bölünebilir.
O, öylesine karşılıksız verici, anlayışlı, hoş görülü, koruyucu, kollayıcı, esirgeyici/bağışlayıcı ve sevgi doludur ki, İlk Çağ insanları onu çokluk bir anneye benzetmiş ve "Ana Tanrıça" demişlerdir. O pek çok inançta "Baba Tanrı"dır da. Ama Yaratıcı tabidir ki "zar evrenler"den biri olan bizim makrokozmos dediğimiz evrenimizin, kıyıda kalmış bir galaksisinin, güzel bir planeti olan Dünya adlı gezegenimizdeki yaşam formlarının cinsiyeti ile sınırlanamaz.
Yaratıcı farklı tarih dönemlerinde, farklı uyarlıklarda, o devrin insanlarının beyin gelişmişliğine göre farklı kimliklerde algılanmıştır. Onun giderek çözümlenmesi gibi, onunla birlikte bu
bölünmüş evrende büyük gücü olan negativite (dinsel literatüre göre Şeytan) da yer almıştır.
(Detaylı bilgi için
722 Sistemi Yaratılış Teolojisi : BÖLÜNEN EVREN
linkini ziyaret edebilirsiniz.)
Dinsel anlamda onu en son ve en açık (bir anlamda en modern) hali ile açıklayan Müslümanlık dininde "Allahu Teala" şeklinde ifade olmuştur.
Onun varlığı, kuantum çağında artık bazı bilim adamları tarafından bile kabul etmektedirler.
(Detaylı bilgi için
Cennet'in Kuantum Uzayına Yansıması - (Hameroff Yorumu)
linkini ziyaret edebilirsiniz.)
Yazı dizimin konusu ise "Pagan Tanrılar" olarak lanse edilen, majikal/mistik sistemimiz olan 722'ye göre kuantum alanları (büyük olasılıkla bozon) olan bilinçli (ya da bilinçsiz) yapılardan bir tanesidir. Bu alanların çoğu gibi o da pozitif, kutsaldır.
(Detaylı bilgi için
722 SİSTEMİ ÜZERİNE AÇIKLAYICI MAKALELER
linkini ziyaret edebilirsiniz.)
Hemen bir açıklama gireyim: Müslümanlığın pagan tanrıları yasaklama nedeni, onların varlığının yeni anlatılmaya çalışılan bilgileri, yani Yaratıcının bütünlüğünü, kavramaya ve kabullenmeye engel olacaklarıdır; çünkü Müslümanlığın nazil olduğu dönemlerde bu pagan tanrılar çok güçlüdür. Ancak görüntüde yasaklamaya rağmen onların varlığı ve işlevselliği aslında yok edilmemiş, bu güçler/enerjiler/alanlar "Evliya dostu, koruyucu veya öğretici cinler" olarak yeniden prezante edilmişlerdir.
Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zâriyât 56)
Biz Kur’an’ı dinledik ve ona iman ettik. (Cin 1-2)
Yukarıda dediğim gibi, okumakta olduğunuz dizi yazımda size bu mikrokozmik iyilik alanlarından birini tanıtacağım. Onu sizlere en gerçek hali ile buluşturmak, net ve kesin yansıtmak adına kimi zaman bazı metinleri olduğu gibi (yeniden kendi jargonumla kaleme almadan, kendi ifadelerimi/bilgilerimi katmadan), sadece tercüme ederek alıntılayacağım. Ama tabidir ki onun hakkında fazla bilinmeyen şeyleri de söyleyeceğim.
Umarım geçmişin bu pek çok sırrı sinesinde saklayan, fısıldananları duymak için biraz dikkatle bakmamızı bekleyen, tanrısını sever, arada ona minik ritüeller (ritüel, tapınma seremonisi değil; anlamlı ve tekrarlanan simgesel davranış demektir) düzenler, böylece eğlenir, hayatınıza yeni ve alışılmadık heyecanlar katarsınız. Zaten bu tanrı antik dönemlerde de kendine tapınılmasını değil, kendi adına eğlenilmesini istemiştir! Ve sakın, sakın unutmayın: Mutlu kişiler Yaratıcıya yakın kişilerdir. Hıristiyanlık benzeri gam-kasavet yayan, dinlere belki de kuşku ile bakmak gerekir.
[Biraz gevezelik etmeme izin var mı? Kısa süreliğine kestirmek beyne iyi gelir.
Hıristiyanlıkta yas zorunluğu bulunur. Katoliklerde bir yıla yakın süre yas tutulması şarttır.
Müslümanlık ise cenaze ardından lokma dağıtılmasını önerir. Tatlı yemek, ödül devrelerini tetikler, negatif enerjiyi baskılar.
Ayrıca Hz. Muhammet bu konu hakkında önemli sözler söylemiştir.
“Ölü, yakınlarının kendisine bağırarak ağlamasından azap duyar.” Buhari
“Yas tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.” Müslim
“Felakete uğrayınca, saçlarını yolan, elbisesini yırtan, yüksek sesle bağırıp ağlayan bizden değildir.” Nesai
“Ölü için ağlayana da, onu dinleyene de lanet olsun.” Ebu Davud
Özetle:
Müslümanlıkta sessiz ağlamak caizdir; çünkü bu doğal bir duygusal tepkidir. Yüksek sesle ağlamak, bağırmak, siyah elbise giymek, yas işaretleri takmak, evlere yas perdesi asmak vb. yasaktır. Bu ve benzer PEK ÇOK bilgiden yola çıkılırsa denilebilir ki Müslümanlıkta (ve paganizmde) Allahu Tealaya en yakın kişiler genelde mutlu, hayatından hoşnut insanlardır.
Varsın şartları zorlu olsun, beynine hükmetmeyi öğrenen, yani iradi olarak pozitif nörotransmiterleri (beyin elektriğinin, nöronlarının arasındaki çok önemli bölgeler olan sinapsları geçmesini sağlayan; ruh halleri dahil, çeşitli sonuçlar var eden kimyasallar) salgılatmayı beceren ve pozitif yolaklar yapma yeteneğine ulaşan (yani pozitif bakış sahibi olmaya çabalayan) kişiler, Yaratıcı tarafından -bir anlamda hapis olduğumuz bu- makrokozmostan kaçma isteği, ona yaklaşma arzusu dolu kimlikler olarak görülürler.
(Detaylı bilgi için
Beynin Egemen Güzergahları: NÖRAL YOLAKLAR
linkini ziyaret edebilirsiniz.)
(Detaylı bilgi için
722 Sistemi Yaratılış Teolojisi : BÖLÜNEN EVREN
linkini ziyaret edebilirsiniz.)
Bu kişiler "İlahi inayeti" (rezonansa doğru yola çıkan senkronizasyonu) daha yoğun yaşayacaklardır.
“Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed 7)
“Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.” (Buhârî, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2)
Vaazım sona erdi, konumuza dönüyorum, uyanabilirsiniz. :D
]
Bu tanrı daha çok kadınlardan yana bir tanrı; çünkü o aslında özgürlüğün tanrısı ve dünya adlı planette son iki bin yılda özgürlüklerini en fazla yaşayamayan, bedenlerine yabancılaştırılan, bastırılmak/önlenmek adına bir dolu tuzağa itilen cins kadınlardır. Oysa o bazı erkeklere kadınlar kadar yakındır. "Bazı" deme nedenim, onunla kimi ereklerle anlaşamayacağını bilmemdir; bunun da nedeni bu tanrının -görüntüsünden, kimliğine; doğrularından, tapım modellerine dek- ataerkil kurallara bütünü ile ters yapısıdır.
Dionysos Tapınıcılarının Sihirli Asası Thyrsus Yapımı için TIKLAYIN!