Kitaplarım

Bu kitap, ilksel tanrıçaların ilhamından doğmuş bir çağrıdır: bilinci, bedeni ve sanatı kutsal bir ritme geri davet eder. Kadınlığın titreşiminden Dionysos’un vecdine; ataerkil baskılardan mit aracılığıyla erkek güzelliğinin onurlandırılmasına kadar bir yolculuktur.
Bu, teknikten çok duygunun, cinsiyetten çok enerjinin, mantıktan çok akışın verimliliğidir. Göbekten kozmos’a uzanan bir dalga gibi, bilinç ve bedenin kıvrımı boyunca açılır; bir gülümsemeyle doğar.
Yazar kutsalı yüksek kültürle değil, içsel ritimle tanımlar. Sanatın doğuşu zihnin susturulması ve bedenin uyanışıyla gerçekleşir. Kadınlığın evrensel enerjisi, cinsiyetin ötesinde yaratıcı bir alan sunar. Erkeklik bile bu akışta dönüşür; saldırganlık çözülür, figür estetikleşir.
Bu metin dansın, gülümsemenin, gerçek güzelliğin, uyumun, göbeğin ve kalçaların kutsallığından söz eder. Omphalos taşından Lidya Kraliçesi Omphale’ye; Dionysos’un kadın müritlerinden modern sanatçılara kadar… Her satırda bir geçiş, her bölümde bir ritüel vardır.
İlksel Tanrıçaların Sanatı yalnızca bir kitap değildir; sanata farklı bir anlayışa çağrıdır

Dans, yani bedenin ritimle kurduğu bağ, bir zamanlar farklı uygarlıkların aşk tanrıçalarının kutsal ritüeliydi. “Kadim Tanrıçaların Dansı”, erotik dansın ilahi kökenlerinden başlayarak, onun nörobilimsel etkilerini, kültürel dönüşümünü ve bireysel özgürleşme potansiyelini pratik tekniklere de yer vererek gözler önüne seriyor.
Tanrıçaların dansı, erotizmi kaba bir dürtü değil; zarafetle örülmüş bir ENERJİ olarak tanımlayan, hem estetik, hem mistik, hem de dönüştürücü bir deneyim.
Yavaşlığın gücü, spiral ve serpantin hareketin kutsallığı, duruşun kimlik üzerindeki etkisi, üç temel figürle bedenin evrensel ritme uyumu ve daha pek çok şey bu kitapta yer almakta.
Lirian, sahne deneyimlerinden yola çıkarak, erotik dansın neden hâlâ yanlış anlaşıldığını ve hangi kültürel kalıpların bu sanatı bastırdığını cesurca sorguluyor. “Vücudum çirkin”, “Adileşirim”, “Beni kimse izlemez” gibi engelleyici düşünceleri tek tek ele alıyor ve okuyucuyu kendi bedenine, kendi enerjisine ve kendi sahnesine davet ediyor.
Kadim Tanrıçaların Dansı, sadece bir dans rehberi değil; bir bilinç uyanışı, bir güzellik savunusu ve bir özgürlük manifestosu; yalnızca erotik dansın estetiğini değil, onun tarihsel, nörobiyolojik, kültürel ve spiritüel köklerini de açığa çıkaran hem bir teknik rehber, hem bir felsefi metin, hem de bir cesaret çağrısı.