ŞİVA'NIN KOZMİK DANSI: İLAHİ KURTULUŞ
Yazı: LİRİAN
Dilerseniz dans ile ilgili Pagan Dans ve Dans, Beyin ve Beden adlı Blog kategorilerini inceleyebilirsiniz.
10 - Felaket Yoluna İnandırmak ve Gizlenen Tanrısal Çelişki

Son olarak Nataraja heykelinin sol arka koluna geldik.
Şiva, sol arka kolunun elinde bir alev taşır.
İnanca göre Şiva yıkıcıdır. (Tabidir ki Şiva vedizm etkisinde çarpıtılan özgün bilgilere göre yıkıcıdır, yani aslında yıkıcı değildir.) Şiva'ya yüklenmiş sözde yıkıcılık özelliğinin ise ateş ile ifade edildiği söylenir.
Şiva'nın sol arka elinde (avcunda) adına agni denen bir ateş vardır. Söz konusu ateşin evrenin mahvedeceği iddia edilir.
[Oysa
3 - Bitişlerin Derin Anlamı: Brahma’nın Sonsuzluğuna Karşı Şiva’nın İtirazı
4 - Brahma Ve Vişnu’nun Silahlarını Durduran, Evreni Koruyan Şiva
5 - Mavi Tenli Tanrı Şiva: Işığın Ortaya Çıkışı Ve Evrenin Bölünmesi
adlı yazılarımda söz ettiğim gibi evreni ataerkil tanrılardan defalarca koruyan, rengi bu yüzden mavi olan Şiva'nın evreni mahvedeceği düşüncesinin vedik temelli olduğu açıktır.]
Şiva'ya yıkıcılık özelliği o kadar yüklenmeye çalışılmıştır ki, dansını ateşten bir halka ortasında yaptığına inanılmıştır.
Şiva'ya yıkıcılık kavramının yüklenme nedeni ise Şiva'nın ona inananlara verdiği önemli (ama gizli) mesajıdır.
Şiva bizlere ebediyetin bir felaket olduğunu (ki, bunu belki de en iyi vampirler bilirler) anlatmaya çalışmaktadır, çünkü;
- bu evren bizleri tutsak eden bir çeşit cehennemdir,
- bu cehennemden kaçmanın yegane yolu ruhumuzdaki bu cehennemin kuralları ve doğruları ile örtüşen yanlarımızı (alışkanlıklarımızı, huylarımızı, doğrularımızı, planlarımızı, yaşam modelimizi) SONA ERDİRMEKTİR.
Anılan sona erdirme çabası kolay değildir, alışkanlıklardan ve doğru sanılanlardan ayrılmak acı vericidir. İşte bu gerçek negativite tarafından "yıkım" olarak gösterilmiştir. Amaç, bizleri yanlışlarla dolu karakterimizde tutarak, aynı kalmamıza neden olmak ve negativite ile senkronizasyonu sürdürmektir.
Senkronizasyonun son noktası rezonanstır.
Rezonansın manası ise karşılıklı güçlenmektir.
Bu yüzden karakterimizi değiştirerek Şiva ile senkronize oldukça, onun yardımı fazlalaşacak, yaşamımız pozitive kazanacaktır.
Pozitivite mutluluk demektir.
Tutsaklığın en önemli zinciri "yeni"den (yeni kişiliğimizden, eski kişiliğimizi geride bırakmaktan) korkmamızdır. Yeni, YANİ DEĞİŞMEK, çoğumuzu korkutur; çünkü olağan kişilik ve doğrular, bildiğimiz, alıştığımız şartlar (olağan yaşam modelimiz) demektir. Asıl korkutan yeni şartlar, yeni hayat, yeni düzendir; çünkü yeni hayat, konfor alanı sandığımız ortamdan (olağan hayatımızdan) ayrılmak demektir. Değişmek bize güvenli yerden ayrılmak gibi gelir. "Dışarıda tehlike var" diye düşünürüz.
Oysa korkmak anlamsızdır; çünkü eskiyi her bir terkedişimizde, Şiva ile bir "level" daha senkronize olmakta, yardımına daha fazla ulaşmaktayızdır.
Negativitenin insanları eski düzene bağlamak için var ettiği en büyük yalan, her şeyi salt kendi arzuları yönünde yöneten bir tanrının varlığını empoze etmektir. Bu iddiaya inanan, fakat bir yandan da yaşamdaki ürkütücü kötülükleri gören insan kaçınılmaz olarak şu noktaya gelir: Tanrı yardım etmemekte, kötülükleri engellememektedir.
Bu kez, söz konusu düşüncedeki açıklanamaz durumu gidermek adına "Tanrı deniyor" ve "Tanrı cezalandırıyor" benzeri bazı argümanlar geliştirilir.
Oysa ortada hala büyük bir açmaz vardır; çünkü insan aklının kavrayamayacağı kadar iyi olan bir gerçeğin, tanrının, kendi arzusuna göre yarattığı bir varlığı acı ve sorunlarla sınaması ya da eğitmesi kişiyi aşağıdaki rahatsız edici seçeneklerden birine götürür.
Tanrı;
- ya hatalı yaratmakta,
- ya hatalı yarattığını bilemediği için hatalı yaratmakta,
- ya da hatalı yaratarak acı yoluyla iyileştirmeye çalışmaktadır.
Tanrının neden kötü insan yarattığı (mutlak iyiliğin nasıl kötü bir şey var edebildiği) düşüncesini de bir yana bırakalım. Tanrının neden vericilik ve iyilikle dolu sınırsız gücünü kötülüğü gidermek için kullanacağına "denemek ve acı çektirerek ders vermek" gibi bir işe kalkıştığı sorusu hala yanıtsızdır.
Artık kişinin elinde sadece iki seçenek kalmıştır.
1 - Sürekli "deneceği ve acı çekeceğini" kabullenmek; bir yandan acı çekip, diğer yandan kendini suçlayarak yaşamak zorunda olduğuna inanmak.
2 - İsyan etmek ve/veya inancını yitirmek.
Söz ettiğim iki seçenek de tanrı ile senkronizasyonu sona erdirir.
Bağlantı artık kopmuştur. İlerleme sona ermiştir.
Vişnu ve Brahma'nın istediği gibi her şey aynı kalacaktır.
Plan zaten insan bilincini bu noktadan birine getirmektir. Gizlenen gerçek, insanın hatalı seçimleri yüzünden yanlış odakla senkronize olduğu için tanrının engin inayetinden yararlanamadığıdır.
Senkronizasyon her şeydir.
Senkronizasyonu oluşturacak TEK seçenek insan bilincidir.
Bu gerçek Müslümanlıkta (Kuran'da) "seçim şansı" olarak defalarca dile getirilmiştir. Kötülük seçilebilmektedir. Yaşanan acı ve sorunların TEK NEDENİ, BİLİNCİN YANLIŞ SEÇİM YAPMIŞ OLMASIDIR. Makrokozmosta son sözü söyleyen insan seçimi, yani bilincidir.
Bu gerçekler 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu içinde gelişmiş gnostik bir topluluk olan Ophites tarafından da savunulmuştur. İsimleri Yunanca ophis (yılan) kelimesinden gelen bu inançta;
- yılan kutsaldır,
- maddi dünya (makrokozmos) kötü ve sahte bir yaratılıştır,
- fiziksel evreni negatif bir güç odağı olan Deiurgos (Jaldabaoth) yaratmıştır,
- gerçek Tanrı tamamen ruhsal ve iyidir,
- kurtuluş, gizli bilgiyle (gnosis) ulaşmakla mümkündür.
Ve yeniden heykele dönelim.
Nataraja heykeli bizlere hem Şiva, hem de evren hakkında gerek reel, gerek mistik pek çok bilgi verir. Bunları bir kez daha özetlememiz gerekirse antik devirlerden kalma bir chola şiirini size yansıtabilirim (Zamanımızda çeviri yapmak çok kolay olduğu için şiir tercümesini size bırakıyorum. Benim vereceğim çeviri, seçtiğim kelimler nedeniyle bile bir yorum içerebilecektir.)
The sound of his sacred drum awakens the cosmos into being;
his uplifted hand of hope sustains and protects it;
with his purifying fire, ego is destroyed;
his foot planted on the ground is an abode of rest for the tired soul, caught in the binds of illusion;
and his lifted foot promises release.
Son olarak şiirdeki "purifying fire" sözleri için bir anımsatma yapayım:
- Ateş, arındırmaz, yok eder.
- Ateş element değildir. Magmada da, Güneşte de (yıldızlarda da) var OLMAYAN bir şeydir.
- Ateş, negativitenin ortamı olan makrokozmosun yarattığı bir yan üründür.
Bu konuda bilim bazlı açıklamalar için Ateş Hakkında Bilmek İstemeyecekleriniz adlı makaleme başvurabilirsiniz.
Peki, sizce Şiva aslında kimdir?
Sonraki dizi yazı: ŞAİVİZM İLE MÜSLÜMANLIK ARASINDA ÇARPICI BENZERLİKLER
Şiva hakkında bilmediğiniz çok şey var
HADIM ve ANDROJEN SEKS TANRISI
ŞİVA
1 - Aryan İstilası ve Kadınlığın Ölümü: Anaerkil Uygar İndüs’ten, Ataerkil Vedalara
2 - Proto-Şiva ve Pashupati Mührü: Indus Vadisi’nde Tanrı mı Tanrıça mı?
3 - Bitişlerin Derin Anlamı: Brahma’nın Sonsuzluğuna Karşı Şiva’nın İtirazı
4 - Brahma ve Vişnu’nun Silahlarını Durduran, Evreni Koruyan Uğurlu Tanrı Şiva
5 - Mavi Tenli Tanrı Şiva: Işığın Ortaya Çıkışı Ve Evrenin Bölünmesi
6 - Hadım Seks Tanrısı: Penis Ve Yaratılış
7 - Evrenin Sırrı: Purusha'nın Dışarıdan Gelen Bozucu Gücü
(Dikkat: 18 yaşından küçük ve geleneksel erkeklik anlayışına bağlı okurlar için uygun değildir.)