top of page

HADIM ve  ANDROJEN SEKS TANRISI: ŞİVA

Yazı: LİRİAN

7 - EVRENİN SIRRI: PURUSHA'NIN  DIŞARIDAN GELEN BOZUCU GÜCÜ

Bölüm 7 - Ardhanarishvara.jpg

(Dikkat: 18 yaşından küçük ve geleneksel erkeklik anlayışına bağlı okurlar için uygun değildir.)

 

 Şiva yarısı kadın olan bir tanrıdır. Bu niteliği ise Ardhanareeshvara adını alır.

 

Ardhanareeshvara, (artha naariishvar); Ardha, Nari ve Ishwara kelimelerinden oluşur. Bu kelimeler sırasıyla "yarım", "kadın" ve "tanrı" anlamına gelir.

 

Söz konusu niteliği ise aslına evrenin oluşumu ve insanlardan saklanan sırları ifşa etmeye çalışmaktadır.

 

Bu bölümde bu gizli kavramları inceleyeceğiz.

Ardhanarishvara

Şiva'nın kadın tarafı eşi Parvati’dir. Mesaj, evrenin iki farklı yapının birleşmesi olduğudur.

 

Şiva ve Parvati, makrokozmostaki (yani bizim madde evrenimizdeki) erkek ve dişi ilkedir… ancak asıl sır bundan sonra ortaya çıkmaktadır.

 

Resimlerinde yarısı kadın şeklinde betimlense de, önemli olan, sağ tarafının erkek, sol tarafının kadın olmasıdır.

 

İnsan adlı canlıda bedenin sağ tarafı beynin sol yarısı, sol tarafı beynin sağ yarısı ile yönetilir.

 

Beynin;

- sağ yarısı duygusallık ve içe doğuş gibi daha çok kadınlarda görülen,

- sol yarısı ise mantık, matematik ve analitik yetenek gibi daha çok erkeklerde görülen,

nitelikleri yönetir.

 

Bu nedenle vücudun sağ yarısını erkek, sol yarısını dişi kabul etmek mümkündür.

 

Söz konusu durum Hinduizmde de kabul görür:

- Erkek taraf bilinç, güç, ve düzendir.

- Kadın taraf doğa, enerji ve yaratımdır.

 

Daha detaylı şekilde anlatayım.

 

Hinduizm'e göre Şiva'nın erkek yarısı:

Değişmeyen, gözlemleyen bir ruhtur.

Güç ve denetimdir. Zihinsel disiplin, içsel kontroldur.

Sembolizmi; üçüncü göz (farkındalık), Trishula (üç dişli mızrak: zamanın üç boyutu) kontrol ve Saçındaki aydır (döngüler).

 

Şiva'nın kadın yarısı:

Doğadır; toprak, su, bereket ve duyuların kaynağıdır.

(Bu bilgilerle kadınları batılılarca "akıl" diye servis edilen kavrama yöneltmenin nasıl sonuçlar doğuracağı anlaşılabilir.)

Sembolizmi; Lotus (doğurganlık ve saflık), takılar/süsler (yaşamın çeşitliliği/şenliği), gülümseme (şefkat ve koruyuculuk).

 

Evreni var eden dişi ve erkek ilkenin gerisinde iki enerji vardır.

Bunlar;

- Purusha (erkek),

- Prakriti (dişi)'dir.

 

Asıl konu bundan sonra başlar.

 

Hindu felsefesinde özellikle Samkhya sisteminde evrenin “ilk bütün” adı verilen bir yapıdan söz konusu iki temel ilkeye ayrıldığı anlatılmaktadır. Bu ayrım, yaratılışın ve tüm varoluşun temelini açıklayan en eski kozmolojik yorumlardan biridir.

 

Ancak şurası çok önemlidir.

 

"İlk bütün" denilen yapı/evren  (bizlerin Öncel Evren'i) Prakritidir.

 

Yani dişilik ilkesidir.

 

Burada erkek yoktur.

 

Prakriti'de dengede olan üç unsur, üç GUNA,  vardır. Üçü de dengededir. Bu üç nitelik tam bir uyum içindeyken evren “öncel bütünlük” hâlindedir.

 

Purusha (erkeğin ilk enerjisi) bu bütünlüğün içinde değil, yanında/ötesinde bir “tanık” olarak düşünülür.

 

Yani Purusha, Prakriti’nin parçası değildir.

 

Purusha, Prakriti’nin hareketini başlatan “gözlemci”dir.

 

Ancak an gelir Purusha ile Prakriti karşılaşır; böylece Prakriti’nin dengesi bozulur.

 

Bu bozulma gunaları hareketlendirir/dengelerii bozar… böylece ayrışma meydana gelir. Söz konusu durum  bizim evrenin (makrokozmosun) doğuşudur. Kısaca, makrokozmos (yaratılış) Purusha’nın varlığının, Prakriti’nin dengesini bozması ile başlamıştır.

 

Bu yüzden "Purusha, öncel bütünlükte içkin değil, aşkın bir unsur olarak görülür" (tırnaklar içindeki cümle bana ait değildir).

 

Öncel tamlık Tevrat'ta (Eski Ahit'te) "Sakin Deniz" tehom olarak ifiade edilir. Tevrat'ın ilk bölümü, ilk ayetlerde  YHVH'in  bu yapı üerinde dolşmakta olduğu anlatılmaktadır. Sonra YHVH evreni (bölerek) var etmeye koyulur.

 

Anlatılanları -gizli tarikatlar dışında- makrokozmik "erkeklik ve dişilik" şeklinde okumaya kimse cesaret edememiştir bu güne dek. Okunduğunda dengede (buna mutlu diyebiliriz) olan bir yapının, bir yerlerden gelen ve Dünya adlı planetteki insan adlı canlının erkek adlı cinsi ile ilgili özellikler taşıyan (farklı bir söyleyişle, erkek adlı cinse bazı niteliklerini veren) bir diğer yapıyla etkileşiminde girerek dengesini yitirdiği, bu dengesi bozulan yapıdan makrokozmosun doğduğu ortaya çıkacaktır.

 

[Dipnot: Bir erkek olarak  kendimi ve tanıma fırsatı bulduğum pek çok değerli ve pozitif olan, ya da pozitiviteye inanarak bu yolda ilerlemeye kararlı erkeği bu genellemenin dışında tutmakta olduğumu belirtmek isterim.

]

 

Bu bilgiler Müslümanlıkta -pek seyrek olarak anlaşılsa da- vahdet-i vücut felsefesini tanımlamaktadır. Bilgi, öncel güzel ve iyi bir bütünlüğün olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. Söz edilen bütünlüğün yapısı, algıları bizler kadar körelmemiş İlk Çağ insanları tarafından annelerin özelliklerine benzetilmiştir.  Bir diğer deyişle, kadınlarda erkeklere oranla misli ile fazla bulunan merhamet, şefkat, karşılıksız verme, affetme benzeri niteliklerin yaratıcının ana özellikleri olduğu algılanabilmiştir.

 

Tanrı kadın değil, tanrıça değil, söz edilen niteliklerdir. Müslümanlığın paganizme son verme nedeni söz konusu tanrı-tanrıça bölünmüşlüğünü ortadan kaldırmak, yaratıcının tek ve her bir şey olduğunu ve temel özelliklerini anlatmaktır. Farklı (nice) pagan özellik ise yeni dine yasaklanmamakla kalmamış, geliştirilerek (örneğin Kameri takvim) aynen muhafaza edilmiştir.

 

Oysa İsrailiyat bu dine sızmış,  Allah-u Teâlâ’ya kıskanç, savaşçı, öfkeli ve intikamcı olduğunu kendi deklare eden bir varlık olan YHVH niteliklerini yüklemek için her yolu denemiştir… denemektedir.

 

Şiva, bu gerçekleri açıklamak için Hindu kültürüne yollanmış benzersiz bir anlatımıdır.

 

Hindistan'da giderek yaygınlaşan Şaivist Müslümanlığın nedeni bu farkındalıktır.

 

Sözlerim hiçbir yönlendirme ve/veya özendirme amacı içermez. Yaşanmakta olan ortamın yaygın kültür ve inancına yakın olmak (en azından saygılı ve imkan dahilinde, aşırı strese girmeden uyumlu olmak) negativite celbini azaltan bir unsurdur.

©2024 by Pagan Dancer Team 

bottom of page