top of page

ŞİVA'NIN KOZMİK DANSI: İLAHİ KURTULUŞ

Yazı: LİRİAN

2 - Şiva'nın Dört Dansı İle Evrenin Ritmi ve Kozmik Döngü

Önceki bölümlerde söz ettiğim gibi dansın yaratıcısı, yöneticisi ve de dansçıların koruyucusu Şiva'dır.

 

Şiva'nın dansı ise üç çeşittir.

 

1 - Rudra Tandava (Yıkımın Dansı)

Bu dans yıkıcı bir danstır. "Bilgi ateşiyle cehaleti yok etmek üzere temizlenen insan kalplerini" sembolize ettiği öne sürülür. Ölümü, daha doğrusu "ölümün kutsal bir dönüşüm olduğunu" simgeler. Kurtuluşun  doğum, gelişim ve sona erme ile (sarmal gelişim) var olabileceğini anlatır.

 

2 -  Sandhya Tandava (Akşamüstünün Dansı)

Bu dans, Şiva'nın akşamları yaptığı danstır. Şiva bu dansı Kailaş Dağıında sergiler; çünkü Kailaş, Şiva’nın evi ve kozmik merkez olarak kabul edilir.

 

Dans dinginlik ve güzelliği yansıtır. Ritmik ve rahatlatıcıdır. Öfkeden, üzüntümüzden arınmamızı sağlar. Gurur ve egoyu geride bırakmaya yardımcıdır. 

 

[Akşamüstleri anaerkil ezoterimzde kutsal saatlerdir. Bölünmüş gece ve gündüzün buluşma anları olmakla kalmaz; insanların -YHVH'in laneti olan (Tevrat, Yaratılış bölümü, 3:18-19)- "çalışma zorlukları"nın sona erdiği, eğlence veya dinlencenin başlama zamanıdır da... Crowley "Book of Thoth" adlı eserinde Ana Tanrıçayı antik Mısır tanrıçalarından "Yıldızların Hanımı" kimliğindeki Nuith olarak yorumlar.  Kitabın Star kartını anlatan bölümünde Nuith'in kendi ağzından kendini ifade ettiği bir bölüm de vardır ve bu bölümde tanrıça "Ben güneş batışının mavi göz kapaklı kızıyım" demektedir.

 

Tüm tradisyonlarda mutluluk, güzellik, denge ve uyumu yönettiğine inanılan ve kadını simgeleyen Venüs gezegeni (ki, dünyadan en parlak ve güzel şekilde görünen gezegendir) sadece akşam ve sabahları gün doğarken ve batarken görülebilir. Her iki zaman da bölünmüş olan gün ve gecenin geçici olarak buluştuğu süredir.

]

 

3 - Lasya (Feminen Dansı)

Yukarıdaki danslara ek olarak Hinduizm'de Şiva'nın dansını destekleyen, ve Şiva'nın eşi Parvati tarafından yapılan Lasya adlı bir diğer dansı vardır. Biz batılılar için anlaması zor olan bir durumdur bu; çünkü Parvati, hem farklı bir tanrıça, hem de Şiva'nın diğer yarısıdır. Bu yüzden Lasya da aslında Şiva'nın dansıdır. Yani Lasya aslında Şiva'nın Ardhanrishvana kimliğinin (kadın halinin) dansıdır.

 

Lasya adı, las adlı kökten türer ve manası "oynamak, şenlenmek, neşeyle eğlenmek"tir. Şiva vedizm etkisi ile "yıkıcı" gibi itici bir kelime ile etiketlense de, Lasya (ve hatta Rudra Tandava dışındaki tüm dansları) aslında onun neşeli ve şen bir tanrı olduğunun kanıtlarından biridir. Verilen mesaj, mutluluk ve pozitif enerjinin şen ve akıcı (kıvrımlı) beden dili ve/veya beyin enerjisinde gizli olduğudur.

 

“Unity in Diversity” (Çeşitlilikte Birlik) temasıyla kurulan Dances of India adlı kültürel girişimin kurucusu Dr. Maha Gingrich: "Şiva'nın Sevgi ve merhameti yansıtan gülümseyen yüzü, Tanrı ve Tanrıça’nın ikili kişiliğini temsil eder; o, güçlü bir asaletle birlikte nazik ve lütufkâr varlıktır. (..) Hindistandaki muhteşem arkeolojik alanlar, tüm dansçılar için ruhsal mekânlara dönüşebilir" demektedir.

 

Ancak Şiva'nın özel dansı Ananda Tandava'dır… Ananda tandava kozmik bir danstır.

 

4 - Ananda Tandava (Mutluluk Dansı)

Şiva’nın evreni neşe içinde yarattığı ve koruduğu danstır. İlerdeki bölümlerde tanıyacağımız ünlü Nataraja adlı heykel ile ifade edilen bu danstır. Kurtuluşu ve ilahi armağanı simgeler. Yaratıcı ile bizlerin -her ne olursa olsun- ayrılmaz birliğini gösterir.

 

Bu dans evrenin işleyişini ve sırlarını açıklar.  Ananda yalnızca bir dans değil, ölümlüleri ilahi olana bağlayan kutsal bir ritüeldir. İnanca göre Şiva bu dans ile trans halinde varoluşun gizli ritmini, sınırsızlığı, özgürleşmeyi anlatmaktadır.

 

Dans, yumuşak hareketlerle yapılır. Figürler ve zarif bir havada birbiri içindedir, akışkandır. Bu dans keskin hatları olmayan figürlerle sergilenir.

 

Şiva'nın danslarının her bir figürüne karana denir.  Her bir karana, bir  el hareketi yani mudra ve bir ayak hareketinin birleşmesidir.  108 adet karana vardır. Birden fazla (genelde 7 adet veya daha fazla) karana'nın birleşmesiyle oluşan bölüme (dans parçalarına)  angahara denir.

 

Bence bu detaylar -tıpkı yoga adlı disiplin gibi- sonradan uydurulmuş ve Şiva'nın özgün mesajı ile fazla ilgisi bulunmayan detaylardır.

 

Yoga, garip ve zorlayıcı (olağan kişilere ürkütücü geldiği için pek çok sıradan insanın sempati duyamadığı ve elitlerin tekeline sıkışmış) hareketleri yapmak değil, SADECE VE SADECE adaleler ve eklemleri HAFİFÇE germek ve süreçte beyni boş tutmaktır.

 

Karanaların da derin yankılar ve efsanevi anlamlar taşıdığı iddia edilir. Bu düşünce e gerçeği yansıtmakta ise global (her kültürden insanla ilgili, yani ORTAK) hareketler olmaları gerekir. Oysa bütünüyle Hint kültüründen kaynaklanan bu figürlerle bir batılının kurtuluşa ulaşacağını sanmak bana fazla doğru gelmemektedir.

 

İddiam odur ki, tıpkı Müslümanlığın İsrailiyat etkisi ile değiştirilmesi gibi, Şiva'nın dansı ve yoga da Vedizm etkisi ile özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiştir.

DEVEM EDECEK

©2024 by Pagan Dancer Team 

bottom of page